TÜMBİFED’DEN TARIMA DESTEK

TÜMBİFED Sivil Toplum Kurulu’nda “Kendi Kendine Yetebilen Bir Türkiye” kapsamında tarıma yönelik neler yapılabileceği konuşuldu. Özellikle Covid-19 hakkında farklı alanlarda uzman kişilerle görüşmeler gerçekleştiren sivil toplum kurulunun bu haftaki konusu Türkiye’de tarım ve tarımı geliştirebilecek unsurlardı.

 

Yaklaşık 3 saat süren toplantıda özellikle Türkiye’nin elverişli toprakları ve çeşitliliğine vurgu yapılırken, bir sivil toplum kuruluşu olarak nelerin yapılabileceği de konuşuldu. Toplantı açılışını gerçekleştiren TÜMBİFED Genel Başkanı Cemil Bilge, “Aslında en başından beri kendi kendine yetebilen bir Türkiye hedefimiz var. Toplantılarımızı her hafta farklı konularda, alanlarında uzman farklı konuklarla gerçekleştiriyoruz. Bugün merak ettiğimiz konular ata tohumlar ve GDO’lu tohumun durumunu, Türkiye’nin tarımsal ihtiyaçları ve stoklarını uzman kişiler aracılığıyla değerlendireceğiz.” açıklamasında bulundu.

 

Toplantıda Uzman Katılımcıların görüşleri şu şekilde:

Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi Tarım ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr.  Hüseyin Özkan Sivritepe: "Dünyada seracılık konusunda önde gelen ülkelerden biri olmamıza rağmen, pandemi döneminde yaşamakta olduğumuz ve bundan sonra da devam edecek en önemli sorunlar; hasat ve hasat sonrası süreçler ile iç ve dış pazarlardaki lojistik konularını içermektedir. Gıda güvenliği ile ilgili tedbirler arttırılmalı, üretici ve tüketicilerin bu konudaki farkındalığı geliştirilmelidir."

RTU Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Seyis: “Türkiye’nin üretim potansiyeli var fakat bunun bilinirliğinin arttırılması gerekiyor. Türkiye’nin bir tarımsal bir planlaması olması gerekiyor. Son 10 yılda zaten bu konuda bir ilerleme görüyoruz. Gıda üretimi ve tedariki konusunda uygulamaların devam ettirilmesi halinde bir sıkıntı olacağını düşünmüyorum.”

Trakya Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yalçın Kaya: Karantina sürecinde ilk marketlere hücum ettik. Üretmeden hiçbir şey olmayacağını son pandemi süreci de gösterdi. Türkiye’nin çok önemli bir tarımsal potansiyeli var. Bu noktada önemli bir kriter var “işlenebilir arazi”. Türkiye bu konuda belirli standartlar dahilinde ilk 15 ülkenin arasında. Aynı zamanda çok büyük bir genetik çeşitliliğimiz mevcut. Gen çeşitliliği çok önemli bir nokta biz buna “yeşil altın diyoruz””

Malatya Turgut Özel Üniversitesi Takım Ekonomisi Bölüm Başkanı ve Avrasya Tarım Ekonomistleri Derneği üyesi Prof. Dr. Orhan Gündüz: “Covid19 sürecinde Türkiye’de Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından tarımsal üretim ve gıda arzında sorun yaşanmaması için birçok tedbir uygulamaya konuldu. Türkiye, tarımsal potansiyeli oldukça yüksek ve birçok tarım ve gıda ürününde kendine yeter bir ülkedir. Türkiye tarımsal gücünü 3 milyon tarım işletme, 23 milyon hektar tarım arazisi, 18 milyon büyükbaş, 48 milyon küçük baş hayvan varlığından alıyor. Tarım arazisi yıllar içerisinde düşüş göstermekle birlikte, Türkiye’nin tarımsal üretim değeri oldukça yüksek. Tarımsal hasıla itibariyle dünyanın 7. (yıllar itibariyle 8 – 9 da olabiliyor), Avrupa’nın 1. ülkesiyiz. Türkiye’de istihdamın %18’ini tarım sağlıyor. Tüm bu rakamlar tarımın, Türkiye ekonomisi için önemini ifade ediyor. Salgının ülkemizde görüldüğü ilk günlerde, sürecin tarım sektörüne mutlak surette etkisi olacağı öngörüsüyle Avrasya Tarım Ekonomistleri Derneği üyesi arkadaşlarımızla hızlıca bir rapor hazırlayarak Tarım ve Orman Bakanlığı’mızın bir kısım kurmayları ve bürokratlarına ilettik. Bunun yanında bazı ürünlerde ihracat kısıtlamasına gidildi. İhtiyaç duyulan temel gıda ürünlerinde bir miktar ithalat için izni verildi. Üreticilerin ürünlerinin hiçbir şekilde ellerinde kalmayacağı, gerekirse devlet eliyle alım yapılacağı ifade edildi.”

Prof. Dr. Ertaç Ergüven: “Tarımda verimliliğin arttırılması gerekiyor. Tarım ve çiftçilerle ilgili olarak ziraat odaları ilçe bazından başlayarak ürün envanteri ve verimliğiyle ilgili kayıtlar birlikler nezdinde paylaşarak ürün stratejisi hususunda çalışmalar yapmalı, ürünün ülke ihtiyacı ve ihracat olasılıkları göz önünde tutulmalıdır. Çiftçilerin kendi başlarına üretim yapmaması lazım, bence ülkenin ihtiyaçlarına göre üretim çalışmaları yapılması gerekiyor. Aynı zamanda birçok üniversite içerisinde yer alan Ziraat Fakülteleri tarafından Ziraat Teknoparkları oluşturulması gerektiğini düşünüyorum. Dünyada en zengin aromatik bitki çeşitliliğine sahip ülkemizde bu bağlamda ürün için bölge önceliklendirmesi ve bu manada destek çalışmaları yapılmalıdır.”

Yeni Yüzyıl Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Engin Özhatay: Ata tohumlar üzerinde önemli açıklamalar yapıldı. Nitekim ülkemiz bu konuda oldukça zengin bir çeşitliliğe sahip. Ülkemizde tarımı yapılan 100’den fazla türün yayılış gösterdiği 5 mikrogen merkezi bulunuyor.”

Toplantı özeti olarak uzman konuşmacıların açıklamaları kapsamında öne çıkan konular; Türkiye olarak tarımda yüksek kaliteyi ve verimi yakalamak adına ziraat mühendisliğine daha çok önem verilmesi gerekmektedir. Yüzü bize dönük büyük gönül coğrafyamızı iyi değerlendirmeli ve avantajlarından faydalanarak katkı sağlamalı. Gübrede Türkiye kendi kendine maalesef yetmiyor. Dünyayı eve kitleyen korona virüs neticesinde doğa biraz olsun nefes almış ve birçok alanda yenilenme yaşamıştır. Bu yenilenmelerden birisi de ozon tabakasında ki deliğin küçülmesidir. Tarım ve hayvancılıkta yapılan çalışmalar ve gelişmeler iklim değişikliğinde önemli rol almaktadır. Çiftçimiz bilinçli sulama ve gübrelemede yeterli çalışmayı sağlayamamakta ve bilinçsiz organik tarım yapılmaktadır. Bu konularda da önlemler alınması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Çiftçilerin de bilgilendirilmesi ve eğitilmesi gerekiyor. Covid-19 süresince hastalığa yakalanmamak için izole olmak kadar öne çıkan güçlü bir bağışıklık sistemi vurgusu yapıldı. Sağlıklı bir yapı ve güçlü bir bağışıklık sistemi için gerekli olan temel etken sağlıklı bir beslenme. Biyolojik tarım çok önemli, sebze ve meyvelerin paketlenme standartlarına uygun şekilde satılması gerekiyor. Bitkisel kaynaklar ve protein de çok önemli. Proteinler bitkisel ve hayvansal ürünlerden elde ediliyor. Tüm tarımsal yöntemler ve beslenme gibi konulara ek olarak toplantıda hayvancılığın da çok önemli olduğu vurgusu yapıldı. Hal yasasının önemliliği ve halde üretici birliklerine imkân sağlanması gerektiği ifade edildi. Türkiye’de hayvan protein kaynağı tüketimi dünya ülkelerine oranla daha az. Bu durum da hayvancılık sektörünün gelişmesini engelliyor. Bir tohumun verimliliğini arttırmak için gerçek hayata indirmek lazım. Bu da sürdürülebilir bir tarımla mümkün. Sürdürülebilir tarım, hayvancılık ve gıda güvenliği beraberinde; sağlıklı pazarlar, sağlıklı bir tüketimi beraberinde getirecektir. Genetik mühendisliğinin önemi burada çok büyüktür. Tarımda işgücü eksikliği var. Aşık Veysel’in dediği gibi “Toprak sadık yârimiz karşılıksız veriyor”. Toprak 80 milyonu besin sağladığı gibi turistler ve çevre ülkelerle birlikte 150 milyona yakın kişiye besin sağlıyor. Tarım konusunda bir diğer önemli konu ise yaşlı nüfus. Tarımda nüfus yaşlı olarak gözükmekte, gençleştirmek için önemli çalışmalar yapmamız gerekiyor. Online satılan ürünler ne kadar sağlıklı, denetimleri nasıl yapılıyor, bunları tüketici bilmemektedir. Bu konuda önemli çalışmalar yapılması gerekiyor.

Aynı zamanda TÜMBİFED Genel Başkanı Cemil Bilge şu zamana kadar birçok proje yürüttüğü Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü ile birlikte yeni bir projeyi gerçekleştirdiklerini duyurdu. TÜMBİFED olarak alınan 13.000 maskenin, 10.000 adedinin hastanelere bağışlanacağı ve kalan 3.000 adet maskenin ise üyelere iletileceği belirtildi.

3 saat süren Sivil Toplum Kurulunda katılımcılar şu şekildedir:

Cemil Bilge- Mehmet Hüsrev – Alirıza Şişman - Prof. Dr. Ertaç Ergüven - Prof. Dr. Engin Özhatay - Prof. Dr.  Hüseyin Özkan Sivritepe- Prof. Dr.  Yalçın Kaya- Prof. Dr. Orhan Gündüz- Prof. Dr. Fatih Seyis - Yılmaz Pekmezcan - Doç. Dr. İlkay Gök – Av. Vahit Kaya-  Metin Özyürek – Rıza Dönmez - Ali Köklü -  Aynur Acar- Hakan İnan - Nurdan Tümbek Tekeoğlu - İshak Koçoğlu -Abdülbaki Akbulut -   Ayşe Çebi – Moderatör: Arif Ekşi